Ulusal Sorun Üzerine Savunduğumuz Tezlerin Özeti! (3)


(Kongre tartışma yazılarından)


Marksist, Leninist, Maoist proletarya partisi “pratik politika” adına proletaryanın nihai amacını ve mücadele çizgisini zayıflatan uzlaşma yollarına sapmaz. Kürt ve Türk proletaryasının birleşme çizgisini geliştirmemenin nedenlerine yönelmek, hataların açığa çıkarılarak ezen ve ezilen uluslar proleterlerinin ortak davasında birleşme adımlarını hızlandırmak yerine, Kürdistan’dan kopuşan ulusal kopuşun yarattığı açığın ulusal hareketin çizgisine yedeklenilerek gidermeye çalışan kör tutum oportünizmdir. 

Yazdıklarımızdan anlaşıldığı üzere; ulusal sorunun çözümü düşüncesinde dayanak noktamız Kürt ve Türk proleterlerinin ortak enternasyonal mücadele birliğinin ezilenler ve sömürülenlerin kurtuluşu davasındaki önemi üzerinden yükselir. Bu soruna daha fazla yer ayrılması sınıf hareketinde bir dizi hatalı, yanlış politika, sapma, sağ oportünist bayrağın omuzlaması gibi eğilimlere kaynaklık ediyor olmasından ileri gelmektedir.

Ulusal çelişkinin çözümünde uluslararası proletaryanın sınanmış ve bayraklaştırılmış görüşler bizimde görüşlerimizdir. 

Özetleyelim:

1.) Ulusların özgürlüğü hiç bir kimse, güç tarafından engellenemez bir haktır. Sömürü, yağma ve kapitalist soygun düzeninin sürdürülmesi için ezilen ulusun devlet kurma hakkının şiddet, katliam ve zor yolu ile engellenmesi olan ulusal baskıya karşı proletarya partisi ulusların ayrılma hakkını tartışmasız tanıdığını ilan eder. Partimizin programı ulusların tam hak eşitliğini esas almaktadır.

Ulusların ayrılma özgürlüğü ve kendi devletini kurma hakkının tanınması -UKKTH ilkesi- programımızda yazılıdır. Ulusların ayrılma özgürlüğünde burjuvazi her yerde iki yüzlüdür. Ve emperyalizm döneminde güçsüz ulusların gerçekten kurtuluş sorunu proleter devrime bağlanmıştır. 

Biçimde bağımsızlığın gerçekten ulusların eşitliği ve özgürlüğünü getirmediğini daha kolay kavramak için emperyalist ülkelerin Suriye, Irak, Libya, Yemen vd. Ortadoğu ve Afrikadaki güçsüz ülkelerin durumuna bakılması yeterlidir. 

2.) Devlet kurma hakkı gasp edilen ve zorla engellenen tek ulus olarak Kürt milleti, Türkiye devlet sınırlarında ulusal sorunun esasını oluşturmaktadır. Fakat ulusal çelişki sadece Kürtlerin zorla baskı altında tutulmasıyla sınırlı değildir. 

Kürtlere uygulanan jenosit ve her türden baskının yanı sıra Ermeni, Gürcü, Rum, Arap, Yahudi, Pomak, Laz, Çerkez gibi vd. azınlık milliyetler de baskı altında dil, kültür, din asimilasyonu ve amansız baskının ortadan kaldırılması, ulusal azınlıkları, dil, kültür, eğitimde eşitlik ve özgürce gelişmelerinin tam güvenceye alınmasını savunur. Ulusal azınlıkların okul, eğitim, kültür, dini inanç sorunlarında kısıtlamalar, yasaklar, baskılardan arınması ve bu temel ihtiyaçların karşılanması; bütün bunlara birlikte parti kurma, örgütlenme özgürlüğünde tam bir eşitliği savunur.

3.) Uluslar zor yolu ile birlikte tutunamazlar. Uluslar belli bir devlet içinde gönüllü temelde, hiç bir zorlamaya ve baskıya maruz kalmadan özgürce ve tam hak eşitliğine dayalı gönüllü olarak ancak birlikte kalabilirler. 

Proletarya partisi bir devlet sınırları çerçevesinde gönüllü, özgürce ve tam hak eşitliğini güvenceleyen, tüm ulusal ayrıcalık ve üstünlüklerin sonlandırılması anlamına gelecek Federal Birlik Formülünü savunması amacına bütünüyle uygundur.

Görüşümüz uluslar ve azınlıklara tam hak eşitliğinin sağlanmasıdır. Asgari programımızın savunulmasını emrettiği yöndedir.

4.) Kurulması gerekli demokratik toplam, tüm uluslar proleterlerin sömürü ve kölelikten kurtulma ortak ereğinde birleşmesi, belli bir devlet sınırlarında çeşitli milliyetler proleterlerinin ulusal sorun çözümünde kurabilecekleri devlet düzeninin nasıl olabileceğini de gösterir.

Kapitalist sömürü ve ulusal baskı da dahil her türden baskının ortadan kaldırılması için değişik milliyetler proleterlerinin birleşmesi, kuvvetlerini, örgütlerinin birleştirilmesi ulusal meselede belli devlet çerçevesinde tam hak eşitliğine ulusların özgür birleşmesi yolunu açar…

Milliyetler çelişmesinde proletaryanın çözüm yolunun açılmasının temeli olan perspektif şudur: Türkiye devlet sınırları içinde çeşitli azınlık milliyetlerden, Arap, Ermeni, Gürcü, Laz, Çerkez, Pomak, Yahudi, Roman, Rum diğer benzerlerin yanı sıra Kürt ve Türk uluslarından proleterlerin temsiliyet bulduğu proleter tek partide birleşmesi. Geniş özerkliği dışlamayan örgütlenme biçimiyle çeşitli milliyetler proleterlerinin gönüllü birleşmesiyle meydana gelmiş proleter toplulukların komünist partide toplaştığı örgütler sistemi geleceğin toplumsal yapısının yönetim ve örgütlenme temeli olacaktır. Ulusal çelişmenin esasını oluşturan Kürt ulusal sorunundan hareketle Kürt ve Türk ulusları proleterlerinin enternasyonalist temele dayalı birleşmesi iki ulus emekçi ve işçi topluluklarının tek partide birleşmesi proletaryanın ulusal sorun çözümünde kendi yolunu takip etmenin çıkış noktasıdır. Devrimci proletarya Sovyetler Birliğinde başardı, Kürt ve Türk, çeşitli azınlık milliyetlerden proletaryada burada bu görevi başarabilir. Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu’da hakim uluslar burjuvazilerine, emperyalizme şaşırtıcı ve büyük bir darbe indirilebilir. Başarı için önce tam olarak en mükemmel ve sağlam, bilimsel ve enternasyonalizm temelinde nasıl örgütlenmemiz gerektiğini öğrenmeliyiz.

Biz bu meselede işçi sınıfını sosyal-şovenizme ve diğer bir dizi yanlış ve sapmalara prangalayan kör noktayı aydınlığa kavuşturduğumuza inanıyoruz.  

Ulusal kurtuluş ve özgürlük proletarya devrimine bağlı ele alınınca asgari programımızın mücadele içinde olmasıyla beraber, gerçek anlamda ulusların özgürlüğü ve eşitliğinde tek çare sosyalizmdir. 

Ulusal burjuvazi sadece kendi kârı için emperyalizme uşaklık ederek sermayesini büyütme peşindedir. Bu amaç doğrultusunda burjuvazi emekçi halk kitlelerine yapmadığı bir şey bırakmaz. Tarih yalnızca proletaryanın devrimci iktidarıyla emperyalist hakimiyetin ve halk düşmanı uşak burjuvazinin iktidarının yıkılarak ezilen ulusların kelimenin gerçek manasında özgürlüğe kavuşabildiklerini göstermiştir.

Ezen ve ezilen ulus proletaryası görevi sömürüyü koşullayan ve bütün baskı biçimlerinin nedeni olan özel mülkiyet düzenini yıkmak ve emperyalizmin boyunduruğu kırmak için birlikte mücadele etme, savaşımı göreviyle hareket etmek durumundadır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

TÜİK'e göre işsizlik oranı sabit kaldı

Pts Eki 11 , 2021
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Haber Merkezi: TÜİK verilerine göre Türkiye’de işsizlik oranı, ağustosta bir önceki aya göre değişim göstermeyerek yüzde 12,1 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021 yılı Ağustos ayı İş Gücü İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2021 […]

Kategoriler


Translate »