TDİ’den Çağlayan adliyesi önünde açıklama: Hasta tutsaklara özgürlük!

Haber Merkezi: Tutsaklarla Dayanışmayı İnisiyatifi, “Hasta tutsaklara özgürlük” şiarıyla bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. 

Basın açıklamasında Stuttgart’da ölümsüzleşen Birsen Kars’ın cenazesine yapılan saldırı kınanırken, “19 Aralık’da diri diri yakarak öldüremedikleri, naaşına işkence ettikleri Birsen Kars’ın vasiyeti üzerine Anadolu topraklarına gömülmesini talep ediyoruz” denildi. 

Açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul milletvekilleri Oya Ersoy ve Musa Piroğlu’da destek verdi. Oya Ersoy, “Türkiye tarihinde cezaevleri hep kanayan bir yara oldu. Ama bu kadar siyasi ve kişisel amaçlar doğrultusunda hiçbir dönem siyaseten rekabet edemediklerini cezaevlerine doldurdukları bir dönem yaşanmadı” dedi. 

HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, hasta tutukluların derhal serbest bırakılması çağrısı yaparak, “Bir ülkede hapishanelerden insanların cenazeleri çıkıyorsa, o ülkede yaşayan hiç kimsenin can güvenliği yoktur. Bir ülkede hasta tutsaklar ölüme terk ediliyorsa, o ülkede hiç kimsenin özgürlüğü yoktur. Bir ülkede insanlar siyasi tutsaklar olarak hapishanelerde bulunuyorsa, o ülkede kimsenin özgürlüğü yoktur. Bir ülkede hapishanelere baskı ve tehdit varsa, bu topluma yönelik bir tehdittir. Bu ses çıkaran herkesi hapishaneye atmakla tehdit etmek demektir. Siyasi tutsakların özgürlüğü için ortak harekete geçmemiz gerekiyor. Hasta tutsaklar derhal serbest bırakılsın” ifadelerini kullandı. 

Tutsak annesi Fince Akman ise, “Çocuklarımızı sebepsiz yere cezaevinde tutuyorlar, psikolojik şiddet uyguluyorlar, onları orada öldürüyorlar, işkence ediyorlar. Çocuklarımız için her şeyi yapacağız, siz devletsiniz, biz çocuklarımız için yalnızca hak, hukuk ve adalet istiyoruz. Hak, hukuk ve adalet neredeyse biz de gidip orada onu arayacağız. Dilimizi, hakkımızı istiyoruz, biz kimseyi öldürmüyoruz. Çocuklarımızı sebepsiz yere cezaevinde tutuyorlar, artık yeter, çocuklarımız cezaevinde olduğu sürece biz hep ayakta olacağız, evlerimizde oturmayacağız” dedi.

TDİ adına açıklamayı Yağmur Kavak okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Pandeminin ülkede yayılmasının üzerinden iki yıla yakın bir zaman geçti. Bu sürede hapishanelerdeki hak ihlalleri en üst boyuta çıkarılırken, özellikle pandemi bahanesiyle tutsakların dışarıyla olan her tür iletişim kanalı kısıtlandı ve tutsaklar üzerindeki tecrit hiç olmadığı kadar derinleştirildi.

Zaten darbe girişiminin ardından hız kazanan bu saldırılar pandeminin ilk aylarından itibaren tutsakların açık görüş hakları ve tedavi haklarına yönelerek tümden ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Tutsaklar pandemi bahanesiyle hastaneye götürülmedi ya da karantina hücresinde tecritte kaldılar ama sık sık kalabalık gardiyan gruplarıyla yapılan baskın aramalara maruz kaldılar. Spor alanı dahil tüm sosyal alan kullanımları yasaklandı, iki ayda bir sadece bir koli açma dayatmasıyla karşılaştılar ve özellikle muhalif dergi ve gazetelere erişimleri de engellendi. Kitap kısıtlamaları artırıldı ve daha saymakla bitmeyecek irili ufaklı hak gaspıyla karşılaşıldı.

Bugün gelinen aşamada ise, hasta tutsakların durumu daha da ağırlaşırken, birçok hasta tutsak hapishanede yaşamını yitirdi. Bu 2 yıllık süreçte tutsaklar ne doktor ne hastane yüzü görebildiler. Hastaneye gitme şansı bulanların tedavi hakları da kelepçeli muayene, tabut tipi ring dayatmalarıyla engellendi. Doğru ve sağlıklı bir yöntemle yürütülemeyen pandeminin tüm faturası içerdeki tutsakların canı ve sağlığıyla ödeniyor.

Onlarca ağır hasta tutuklu ve hükümlü, sağlık heyetlerinden “hapishanede kalamaz” raporları çıkmadığı için hapishanelerde ölüme terk edildi ya da tahliye edildikten kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Hapishaneden bir sebeple dışarı götürülüp getirilen tutsaklar “karantina hücresi” uygulamasıyla 14 gün, bazen ise bir-iki ay daha ağır bir tecride maruz bırakıldılar. Gerekli tedbirler alınmadığı için hapishanelerde yüzlerce tutsağa Kovid-19 bulaştı.

Hasta tutsakların tahliyeleri ya hastane ya Adli Tıp Kurumu (ATK) ya da savcılık engeline takılıyor. Hastanelerden tutsakların onca zorlukla alabildikleri raporlar çoğu zaman siyasi tutumla karar veren ATK tarafından kabul edilmiyor. Kabul edilse ve ATK raporu alınabilse dahi bu raporla verilmesi gereken tahliye kararı “toplum güvenliği bakımından tehlike” bahanesiyle uygulanmayabiliyor. Son 6 yılda, “veda” hakkı bile tanınmayan en az 111 tutsak hapishanede yaşamını yitirmişken “toplum güvenliği” bahanesiyle tutsakların canlarının “tehlikede” olduğu ortadadır.

Bugün, Aysel Tuğluk’un hayatı tehlikededir. 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan’ın, 37 yıllık tutsak Ali Osman Köse’nin, Ruken Yıldız’ın, Fatma Tokmak’ın, Ergin Aktaş’ın, Serdal Yıldırım’ın ve adını sayamadığımız onlarca ağır hasta tutsağın sağlığı tehlikededir.

Tutsakları ölüme terk edenler, hapishanelerden tabut çıkmasına neden olanlar, bizim Adli Tıp Kurumu önünde yapacağımız eylemleri yasaklıyor, eylemlerimize saldırıyor. Geçtiğimiz hafta hasta tutsakların seslerini duyurmak için yaptığımız eylemde 17 arkadaşımız işkence yapılarak gözaltına alındı.

Tutsak aileleri, yakınları, yoldaşları olarak bir kez daha söylüyoruz: Hasta tutsakların ölüme terk edilmesine izin vermeyeceğiz. Hapishanelerdeki baskı, saldırı ve işkenceye karşı toplumun her kesimini içerideki tutsakların dışarıdaki sesi olmaya, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

Hasta tutsaklar serbest bırakılsın!

Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Next Post

Bagok’da ölümsüzleşen Dilen’i yüzlerce kişi uğurladı

Per Şub 10 , 2022
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Haber Merkezi: Bagok Dağı’na yapılan hava saldırısında ölümsüzleşen Betül Dilen’nin cenazesi yüzlerce kişinin katılımıyla doğduğu mahallede toprağa verildi. Mardin’in Nusaybin ilçesi Bagok Dağı’nda 11 Aralık 2021 tarihinde yapılan hava saldırısında yaşamını yitiren ve dün gece Mardin’in Artuklu Kimsesizler Mezarlığı’ndan çıkarılarak Erzurum’a götürülen HPG’li Betül […]

Kategoriler


Translate »