TDİ: Hasta tutsakların ölüme terk edilmesine izin vermeyeceğiz!

Haber Merkezi: Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ) başlatmış olduğu ”Hasta Tutsaklara Özgürlük, İnfaz Yakmalara Son” kampanyasına İstanbul Adli Tıp Kurumu önünde yaptığı basın açıklamasıyla devam etti.

Devletin yeni saldırı dalgasını hapishanelerden başlatmış olduğuna dikkat çekilen açıklamada, S tipi adı verilen yeni hapishanelerle saldırı dalgasının devam edeceğinin ön görüldüğü ve saldırıların bununla da sınırlı kalmayacağı ifade edildi.

TDİ’nin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“Hapishanelerde 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlayan hak gaspları ve tecrit koşulları pandemi bahanesiyle tırmandırıldı. Tutsaklar, dışarıyla olan tüm bağları koparılarak kimliksizleştirilmeye, hiçsizleştirilmeye çalışılıyor.

Artık hapishane idareleri mahkemelerin yerine geçiyor, tutsakların tahliyeleri engelleniyor. Mahkemelerin verdiği hapis cezaları yeterli görülmeyerek tutsaklara ceza içerisinde ceza uygulanıyor.

Pandeminin ardından tutsaklara yönelik saldırılara yenileri eklendi. Tutsakların görüş hakları tamamen ortadan kaldırıldı, devrimci-yurtsever gazete ve dergiler “BİK yasası” gerekçesiyle engellendi, bir nevi “tecrit ve ölüm” sarmalı içerisine hapsedildi. Bu süreçte birçok hasta tutsak yaşamını yitirdi, tedavi olamayan birçok tutsağın sağlık durumu kötüleşti. Tüm bu saldırılara rağmen üretmeye, direnmeye ve devrimci faaliyete devam eden tutsaklar yeni bir saldırı politikasıyla karşı karşıya: S Tipi hapishaneler!

Hapishanelerin mimari yapısıyla (tekli hücrelerle, tel örgülerle) tecride maruz bırakılan tutsaklar, egemenlerin yeni saldırı politikalarının ilk hedefi oluyor. Egemenlerin, F Tiplerinde, “yüksek güvenlikli” hapishanelerde uygulayamadığı ya da uygulamakta zorlandığı saldırıları S Tipi hapishanelerde dayatacağını öngörmek zor değil.

HASTA TUTSAKLARIN ÖLÜME TERK EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ!

Pandeminin hemen ardından çıkarılan infaz yasasıyla sayısı yüz elli bini bulan adli tutuklu, çete ve mafya tahliye edildi. Politik tutsakların ise neredeyse tüm kazanılmış hakları gasp edildi. Zaten ağır olan hapishane koşulları daha da ağırlaştırıldı. Tek başına yaşamını idame ettiremeyen, “hapishanede kalamaz” raporu verilen politik tutsaklar dahi tahliye edilmedi, ölümle baş başa bırakıldı. Nebi İlhan, İsa Gültekin, Hayrettin Yılmaz, Sıtkı Pektaş, Mehmet Ali Çelebi ve ismini sayamadığımız çok sayıda tutsak bu süreçte devletin politikaları nedeniyle yaşamını yitirdi.

Pandemi sürecinde tecrit içerisinde tecrit yaşayan hasta tutsakların düzenli kontrol ve tedavileri bugün için hala bir engel olarak karşımızda duruyor. Hasta tutsaklar, devletin pandemi koşullarında uyguladığı yanlış politikaları canıyla, sağlığıyla ödüyor.
Çoğu hapishanede revirlerin donanımsız olduğu bilinirken hastanelerin risk barındırması bahanesiyle aylarca sevki ertelenen ya da yapılmayan hasta tutsakların tedavileri aksıyor, ameliyatları erteleniyor. Tedavi için hastaneye gidebilenlere ise kelepçeli muayene dayatması yapılabiliyor ve hapishaneye döndüklerinde uzun süre tecrit koşullarındaki karantina hücrelerine kapatılıyorlar.

Hasta tutsakların tahliyeleri ya hastane ya Adli Tıp Kurumu (ATK) ya da savcılık engeline takılıyor. Hastanelerden tutsakların onca zorlukla alabildikleri raporlar çoğu zaman siyasi tutumla karar veren ATK tarafından kabul edilmiyor. Kabul edilse ve ATK raporu alınabilse dahi bu raporla verilmesi gereken tahliye kararı “toplum güvenliği bakımından tehlike” bahanesiyle uygulanmayabiliyor.
Farklı hapishanelerden art arda duyduğumuz ve çoğunlukla politik tutsaklara yönelik olan saldırılar, yaşamın her alanında yaşayacağımız başka saldırıların da habercisidir. Devlet yeni saldırı dalgasını yine hapishanelerden başlatmıştır ancak tarih gösterir ki bununla sınırlı kalmayacaktır.

Yaşadığımız coğrafyanın açık hapishaneye çevrilmesi yetmezmiş gibi toplumun her kesiminden en ufak karşı çıkış elektronik kelepçe, ev hapsi, imza dayatması, alan sınırlaması gibi uygulamalarla karşılanırken tutsaklığın hiçbirimiz için uzak bir olgu olmadığının farkındayız.

Biz tutsak yakını ve aileleri olarak, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için burada toplandık. Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi olarak 19 Aralık’a kadar her an ve alanda “İnfaz yakmalara son!”,“Hasta tutsaklar serbest bırakılsın!” diyeceğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz.

Ve tutsak aileleri, yakınları, yoldaşları olarak bir kez daha söylüyoruz: Tutsakların tecrit duvarlarının arkasına gömülmesine ve tüm yaşamın hücreleştirilmesine izin vermeyeceğiz! Hapishanelerdeki baskı, saldırı ve işkenceye karşı toplumun her kesimini içerideki tutsakların dışarıdaki sesi olmaya, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

Devrimci mücadelenin sürdüğü hapishanelerde bir irade savaşı veriliyor. Egemenler devrimci iradeyi kırmak, halkı sindirip korkutmak, yalnızlaştırmak için tüm araçlarıyla saldırıyor. Dört duvar arasında bilincinden ve bedeninden başka silahı olmayan politik tutsaklar hapishanelerde direnmekten vazgeçmiyor.

Öyleyse bizler de bugün hapishanelere yönelik her saldırının aynı zamanda halka yönelik olduğunu bilerek, tutsakları yalnızlaştırma politikalarına karşı daha gür ses çıkaralım. Tutsakların ortaya koyduğu iradeyi sahiplenelim, saldırıları beraber göğüsleyip, beraber karşı koyalım.

İnfaz yakmalara son!
Hasta tutsaklar serbest bırakılsın!
Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Next Post

Traktörlerle eylem yapan çiftçiler ÇED toplantısını yaptırmadı

Cum Kas 19 , 2021
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Haber Merkezi: Bilecik Gölpazarı ilçe sakinleri, ilçelerine kurulacak olan Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB)’ne karşı 70 traktör ile eylem yaparak, başlatılan ÇED süreci kapsamında yapılması planlanan halkın katılım toplantısına izin vermedi. Gölpazarı ilçesinde kurulması planlanan OSB, başta üreticiler olmak üzere ilçe sakinlerinin tepkilerine neden oluyor. […]

Kategoriler


Translate »