Kapitalizm Bu Pazarda Hala Satılıyor Mu?

Toplumda yarattığı etki, değişim ve dönüşüm itibarıyla kimi dönemlerin tarihsel önemi büyük olur. Çünkü bu dönemler, toplumda var olan çelişkilerin şiddetini artıran ve hızlandıran, büyük alt üst oluşlara neden olan olguyu içinde barındırırlar. 

Covid-19 salgın dönemi de böylesi tarihi bir süreçtir. Emperyalist dünya sisteminin çelişkilerini etkileyen, derinleştiren ve şiddetlendiren bir niteliğe sahiptir. Emperyalistler arası çelişkinin derinleşeceği, emperyalizmin yarı-sömürgeler üzerindeki baskısının daha da artacağı bir dönemdir. Yoksulluk, işsizlik, yoksunluk büyümekte, halk hareketlerinin toplumsal temeli oluşmaktadır. Sürecin uzaması bu çelişkilerin de yoğunluğunu artırıp derinleştirecektir. 

Kuşkusuz Covid-19 salgın süreci sadece bir sağlık sorunu olmaktan çoktan çıkmıştır. Ekonomik daralma ve gerileme devam ediyor. Büyük şirketleri kurtarma amaçlı açıklanan kurtarma paketlerinin acısı kuşkusuz işçi sınıfı ve emekçi halklardan çıkarılacaktır. ABD, Fransa, İngiltere gibi emperyalist devletlerde milyonlarca insan işsiz kaldı. Kitlesel işten çıkarma tehditleri hala güncel bir sorundur. Yoksulluk ve açlık daha geniş kesimlere yayılmaktadır. Bunun yarı-sömürge ülkelerdeki etkisi daha büyük olacaktır. 

Salgın; kapitalizmin üst aşaması olan emperyalizmin asalak, çürümüş özünü daha açık bir şekilde ortaya çıkardı. En çok vaka ve ölümlerin gelişmiş kapitalist ülkelerde olması tesadüf müdür? Salgının sonuçları çürümüş sistemin özetidir. ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya, Rusya, İspanya ve virüsün ilk ortaya çıktığı Çin dünya ekonomisine yön veren devletlerdir. Salgının merkezi haline geldiler. Brezilya gibi gerici devletler de emperyalist burjuvazi ve kendi burjuvazisinin çıkarı için halkın sağlığını hiçe saydılar. Salgının yayılmasına, ölümlerin çoğalmasına neden oldular. 

ABD, İngiltere, İtalya, Fransa, Almanya gibi devletlerde görüldü ki halkın sağlığını esas alan bir sağlık sistemi yok. Salgınla birlikte birçok ülkenin sağlık sistemi çöktü. Hastalığa yakalanan birçok insanın temel tedavi süreci dahi yapılamadı.

İngiltere başbakanı “sürü bağışıklığı” gerici fikrini ortaya atarak süreci atlatmaya çalıştı. İsveç pratikte uyguladı, başarılı olamadı. Yani “sürü bağışıklığı” yöntemi ile hastalığa yakalananlar bağışıklık kazanacak, bu toplumun geneline yayıldığında da hastalık yenilmiş olacaktı! Bünyesi zayıf olanlar da ölecek. Halbuki halk sağlığını esas alan bir sistem bu gerici yönteme başvurmazdı. Ama kapitalizmin sömürü düzeninin halk sağlığını düşünmesi beklenemezdi. Halbuki tedbir, erken tanı ve tedavi süreci ile hastalık yenilebilirdi. Salgın kontrol altında tutularak süreç atlatılabilinir. Ama önlem ve tedavi demek kapitalist sistem çarkının dönmesinin yavaşlaması demektir. Devlet kasasından daha fazla para akışıdır. Dolayısıyla “sürü bağışıklığı” gerici düşüncesini uygulattıran kapitalizmin ihtiyaçları ve onun zihniyetidir. Ki şuan, aslında tüm ülkeler pratik olarak bu yöntemi uyguluyor. Önlemlerin alınması bu gerçeği değiştirmez. 

İngiltere salgının ilk zamanlarında “sürü bağışıklığı” yöntemini kullandı. Ama salgının hızlı ve etkili yayıldığını, sağlık sisteminin çöktüğünü ve ekonomiye olan olumsuz yanlarını gördükçe tedbir almaya yöneldi. İsveç gibi yaşam standartları yüksek ve burjuva demokrasisi açısından örnek gösterilen bir devletin “sürü bağışıklığını” uygulaması ve yaşlıları gözden çıkaran olumsuz söylemleri ile gündeme gelmesi, kapitalist çürümüşlüğün en açık halidir. 

İtalya ve İspanya salgının merkezi olduğunda AB’den destek görmedi. Bu, AB demokrasisini örnek gösterenleri uyandırabilmiş midir? İtalya ve İspanya’nın yalnız bırakılmaları, Çekya’nın kendine ait olmayan maskelere el koyması, AB’nin dayanışmacı değil, çıkara dayalı emperyalist birlik olduğunu pratikte gösterdi. “Sosyal devlet” diye örnek gösterilen AB devletlerinin iç yüzü daha net görüldü. “İleri demokrasi” maskesinin burjuva çürümüşlüğünü koronavirüs bir bir düşürdü. Yaşam standartları yüksek ve burjuva anlamda bazı haklar olsa da kapitalist sistem halka değil, burjuvaziye hizmet eder. Toplumun ihtiyaçlarına odaklanmaz, burjuvazinin sömürüsünün ihtiyaçlarına odaklanır. 

Her devletin Covid-19 ile mücadelesi esasta ekonomik ve siyasi durumuna göre biçim aldı, alıyor. ABD yönetimi salgını önemsemedi, sonuç yüzbinlerce ölüm oldu. Kuşkusuz dünya halklarının baş düşmanı ABD emperyalizminden halkın sağlığını düşünmesini beklemek hayaldir. On milyonlarca insan işsiz kaldı. Sosyal hakların yetersizliği açığa çıktıkça halkta hoşnutsuzluk arttı. Siyahi bir gencin bir polis tarafından ırkçı saldırıyla boğularak katledilmesi kitlesel gösterilere yol açtı. ABD devletinin ırkçı sistemi halkın öfkesini doruğa çıkardı. Ki, emperyalist burjuvazinin çıkar çatışması derinleştikçe ırkçı siyaset ve saldırganlık gündemden düşmeyecektir. Biden’in ABD başkanlığına seçilmesi bu gerçeği değiştirmeyecektir. Çin’in ekonomik yükselişi, Rusya’nın varlığı, AB emperyalist devletlerinin ihtiyaçları ABD’yi daha da saldırganlaştıracaktır. 

Ülkemiz faşist yönetimi ise salgınla mücadelede kendini başarılı gösterdi. Gelinen aşamada salgın kontrolden çıkmış durumdadır. Halk eve kapatılarak salgınla mücadelede başarı sağladığını göstermez. Kimin ihtiyaçlarına göre siyaset belirleniyor? Egemen sınıflar için mi halk için mi? Ekonomik paketler kime destek olmak için açılıyor? Halka destek olmak şöyle dursun kendi kaderleriyle baş başa bırakıldılar. Yapılmak istenen yardımları kesen düşmanca bir anlayışı açıktan savunan, çalışmak zorunda bırakılan işçi ve emekçiler hiçbir önlem alınmadan çalıştırılmaktalar. Sağlık emekçilerinin talepleri dinlenmiyor. Sağlık emekçileri için söylenen “hakkınız ödenmez” gerçek oldu. Emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Birçok düzenleme egemen sınıfların ihtiyaçlarına uygun çıkarıldı. Esnaf kredilerle ayakta tutunuyor. İşçiler en zor ve kötü koşullarda çalıştırılıyorlar. Köylülerin toprağı, suyu her zamankinden daha çok tehlike altında.

Siyasi istikrarsızlığa cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi de çare olamadı. Koronavirüs kullanılarak baskı aracı haline getirildi. Salgın sürü bağışıklığı yöntemine uygun götürülmektedir esasta. Devlet için en ucuz yöntem budur. Egemen sınıfların ihtiyaçları ve buna bağlı ekonominin durumuna göre tedbir alınmaktadır. 

Gerçekten de halk sağlığı düşünülerek alınan tedbirler ile sömürücü sınıfların baskıyı sürdürmek için aldığı önlemleri ayrıştırmak gerekiyor. Demokrasi mücadelesini engelleyen, hak aramayı bastıran her türlü önleme karşı durulmalıdır. Salgın sürecinde sınıf mücadelesi yürüten güçlere saldırılmakta geri durulmadı. İşçi ve emekçilerin sömürüldüğü, baskı ve saldırıların yoğunlaştığı, salgın sürecinde mücadeleyi yasal ortamda, evde karşılamak doğru değildir. Pasifizmi geliştirecek bu tür pratiklere karşı durulmalıdır. Halkın içine karışılmalıdır. İşçisinden köylüsüne halk kesimlerinin sorunları katmerleşiyor. Siyasi mücadelenin ihtiyaçlarına uygun planlı, programlı hareket edilerek süreç karşılanmalıdır. Dağınık, kendiliğinden, bir hedef gözetilmeden hareket etmek başarısızlığı getirir. 

Covid-19 salgın süreci önemli tarihsel gelişmeleri içinde barındıran veya onları tetikleyebilecek bir olgular bütünlüğüdür. Dünya çapında ekonomik durgunluk, daralma olduğu gibi servetine servet katan tekelci burjuvazilerde vardır. İşsizlik, yoksulluk, yoksunluk giderek artmaktadır. Toplumsal hoşnutsuzluk artmaktadır. Emperyalistler arası çelişkinin şiddetlenmesi ile yarı-sömürgeler üstündeki baskı daha da artacaktır. Irkçı faşist eğilimler güçleneceği gibi halk hareketlerinin gelişme olasılığı da güçlüdür. Emperyalist devletlerde de halkın hoşnutsuzluğu gelişiyor. Ancak devrimin fırtına merkezleri hala emperyalizmin zayıf halkası olan yarı-sömürge ülkelerdir. Süreci yönetebilmek için hazırlıklı olmak gereklidir. 

Emperyalizmin halklara düşman, asalak ve çürümüş bir sistem olduğunu koronavirüs süreci daha da net göstermiştir. Ama bunun görülmesi ile devrimci mücadele gelişmez. Halkı devrimci mücadeleye kanalize edecek araçların oluşturulması gerekiyor. İşçilerin ve emekçilerin sorunları tespit edilerek uygun politikalar geliştirilerek, buna uygun pratik adımlar atılmalıdır.    

Editor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Direnişte Olan Gebze Baldur İşçisi Greve Çıkıyor

Per Ara 24 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Haber Merkezi: Gebze Çayırova OSB’de kurulu bulunan Baldur Süspansiyon işçileri sendikal çalışma yaptıkları gerekçesiyle işten atılan arkadaşlarının işe geri iadesi için 25 Aralık’ta greve çıkıyor. Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu fabrikada grev kararı alındığını açıklayan sendika yönetimi süreci kamuoyuna duyurdu. Sendika yönetiminin yaptığı açıklamada; “Gebze […]

Kategoriler


Translate »