İzmir’de Kod-29’dan işten atılan işçi açlık grevine başladı

Haber Merkezi: İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde Kod-29 gerekçe gösterilerek işten çıkarılan işçilerden Orhan Yıldız, açlık grevine başladı. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştirakleri olan İZENERJİ A.Ş. ve İZELMAN A.Ş.’de çalışırken, İzmir Valiliği’nin haklarında başlattığı “Güvenlik soruşturması” sonucunda 20 Ekim 2020 tarihinde iş akitleri Kod-29 gerekçesiyle feshedilen Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel-İş Sendikası üyesi 16 işçi, 18 Şubat’ta belediye binası önünde başlattığı direniş devam ediyor. 

Kod-29 ile işten çıkarılmalarına karşı direnen işçilerin direnişi sürerken, Orhan Yıldız adlı işçi süresiz açlık grevine başladığını söyledi.  Yıldız, “Ben 8 ay önce Sosyal Yardımlar Şube Müdürlüğü’nde şoför olarak işe başladım. İzmir Valiliği’nin kararıyla Ekim 2020’de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Kod-29 ile işten 16 arkadaşımla işlerimizden atıldık. İşimize geri dönene kadar belediye binası önünde direnişe başladık.

Ancak bugüne kadar hiçbir adım atılmadı. Hukuksuzlukta ısrar ediliyor, bu yüzden açlık grevine başladım. Taleplerimiz karşılana kadar eylemimi sürdüreceğim” dedi. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Çeviri: Proleter Feminizm mi yoksa Marksist Kadınların Kurtuluşu Teorisi mi?

Pts Mar 8 , 2021
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Bu konu, ABD’deki devrimciler için özel bir öneme sahiptir; Bizim pozisyonumuz, ABD’deki sol ve sağ arasındaki iki çizgi mücadelesive Uluslararası Komünist Hareketin tarihinin bir değerlendirmesi temelinde formüle edilmiştir. “Proleter feminizm” terminolojisini hatalı olduğu gerekçesiyle reddediyoruz; “feminizmi” bilimsel olarak sunmanın yan etkisi açısından da tehlikelidir. “Proleter feminizm” terimi pek çok yerde birçok farklı grup tarafından kullanılıyor ve bu terimi gerçek devrimcilerin yanı sıra oportünistlerin ve revizyonistlerin kullandığı anlayışıyla objektif olarak ele alıyoruz.  “Proleter Feminizm”, Uluslararası Komünist Hareket tarihinin bir ürünü müdür? “Proleter Feminizm” lehine iyi ifade edilmiş argümanlarla ve aynı zamanda büyük revizyonist argümanlarla, örneğin bir zamanlar ABD’de faaliyet gösteren postmodernist ve sağ-oportünist çizgi ile karşılaştık. Amaçlarımız için bu terimin kendisine, etkilerine ve onu kullanmaya yönelik itirazlarımıza odaklanacağız; farklılıklar gösteren, yetersiz tanımlanmış içeriğine yaklaşmayacağız. Ayrıca, terimi aktif olarak kullananlarla ilgilenmeyeceğiz; amacımız, bu terimin ABD’deki Maoistler tarafından neden artık kullanılmadığını kendi görüşümüze göre ifade etmektir. Yayınımız geçmişte bu terimi kullanan makaleler barındırdı; bu durumu gizlemek istemiyoruz, çünkü bu sadece herhangi bir yapı içinde iki çizginin varlığını vurgulamaktadır.  Marksizm, kadın hareketine ilişkin proleter konumu zaten sağlamıştır; bu kadarı inkar edilemez. Bu konum, en ileri Marksist teorisyenler, Marks, Engels, Lenin, Stalin, Başkan Mao veya Başkan Gonzalo tarafından “proleter feminizm” olarak yorumlanmamıştır. En iyi ihtimalle, “proleter feminizm” terminolojisinin doğru olduğu varsayımı ile karşılaşıyoruz. Terimin gerekli olduğuna inanmıyoruz; eğer öyle olsaydı, bu eklemlenme muhtemelen Marksizmin büyüköğretmenlerinden biri tarafından belirtilirdi – ya da en azından açık bir teorik alan olarak tanımlanırdı.  “Proleter feminizm” terimiyle ilk büyük anlaşmazlığımız şudur: Marksizm-Leninizm-Maoizm, uluslararası proletaryanın ideolojisidir, tamamen doğru olduğu için güçlüdür; o, feminizm denen düşünce okulunun yardımına, feminizmle ideolojik yakınlaşmaya ve emekçi kadınlarla ilgili görevlerini yerine getirmekiçin feminizm başlığını iyileştirmeye ihtiyaç duymaz.  Marksizmin kadın sorununa yanıt verdiğinde ısrar etmek başka birşey, Marksizmin önüne “proleter” iliştirilmiş feragatname ile de olsafeminist olduğunu iddia etmek tamamen başka bir şeydir. Marksizm proleterdir ve kadınların özgürleşmesine hizmet eder, ancak feminist değildir. Marksizme “proleter feminizm” in dahil edilmesi kafa […]

Kategoriler


Translate »