Hakikat Filmi ve Öğrettikleri

Erkan Karakaplan

“Hakikat”, gerçekçi ve otantik bir filmde var olması gereken bütün özelliklere sahip. Ehli ve nesline uygun oyuncu kadrosu, tarihine uygun hikayesi, tarihine gerçekçi ve sürükleyici akışıyla dikkat çeken film. Kimi eksiklerine karşın son dönemlerde günümüz devrimci sineması adına üretilen tüm yapımlara örnek teşkil edebilecek düzeyde.

Yönetmen Hakan Alak ve yüzlerce kişinin ve kurumların destek olduğu, “Hakikat”da tarihsel film noktasında tecrübelerini ortak akılla birleştirerek ve ortak bir bütçe oluşturarak, ezilenlerin derdini oldukça iyi anlatan sürükleyici bir yaşanmış hikayeye imza atmış.

Çok kalabalık olmayan kadrosuna rağmen, her karakteri akılda kalıcı ve içten bir surete büründürmeyi başaran Hakan Alak ve Ekibi, hikayenin tarihsel yönünü karakterlerin bu sahici tavırlarıyla tüm sahnelerine koymayı başarmış. Bununla birlikte, filmin günümüz piyasasında ki sahte karakterlerden çok, günümüz gerçekliğine uyum sağlayan karakterler üzerinden ilerleyen bir dramaturjiye kavuşmasında, oyuncu kadrosunda yer alan samimi oyuncuların katkıları da büyük.

Böylesine çok nitelikli bir oyuncu kadrosunu, (kısıtlı maddiyat ta hesaba katılırsa) ustalıkla kontrol altında tutmayı başaran Hakan Alak’ın, oyuncu yönetimi konusundaki kabiliyeti ise çok değerlidir.

Her şeye rağmen, yaklaşık sekiz ana karakterin ruh halini, aynı anda beyazperdeye yansıtmak zorunda kalan “Hakikat”ın, kimi noktalarda eksikliğini de belirtmek gerek.

Film de, bir buçuk saatte yer alan ana karakterlerin sayıca fazlalığı, genellikle anlatılan yan öykülerin yarıda kalmasına ve gidişatta önemli bir yer tutan vergilendirme, köle, ganimet ve erk baskısını belli bir noktadan sonra tali plana koyuyor. Dramı destekleyen savaşçı karakterlerin, kişisel katılımlarına odaklanılmaması ise filmin kişilerin mücadelesi ve öncülüğü ile sınırlılık belirtiyor. Oysa ki bu mücadele ve başkaldırının bin bir nedeni vardı.
Şeyh Bedreddin, Dede Sultan ve Torlak Kemal karekterleri biraz “güçsüz” ve vizyondan uzak hissine kaptırıyor. Asılmaları anında da, ajite de, heyecan da beklenilenin altında.

Bu sahneler “Hakikat”ın dramatik özelliklerini biraz kaybetmesine neden olsa da, film özellikle son dakikalarında giderek hızlanan ritmik müzikler ve ezgilerle, izleyicilere heyecanlı anlar yaşatıyor ve dramatik yapısını yeniden kazanıyor.

Her dakika, bir aksilik olacak ve karakterlerin, filmin başından beri hedefledikleri sonuca ulaşmaları engellenecek diye düşünmekten kendimizi alamadığımız bu süreç boyunca, aslında bizlerin de Kızılbaşlık felsefesini, yeterince bilince çıkarmadığımızın altı çizilmekte.
Böylelikle, 1400’lü yılların Anadolu’suna hakim olan özgüven eksikliğinin ve hak için Rıza şehri oluşturamamanın aslın da, hala daha içimizde bir yerlerde saklı olduğu, rahatsız edici bir biçimde yüzümüze vurulmuş oluyor.

Kızılbaş felsefesi, tıpkı filmdeki karakterlerin gidişat süresince üzerine basa basa vurguladıkları gibi, mücadelenin hak, hukuk ve adalet namına, o güne dek tarihin her döneminde verildiği eksik bırakılmış bir nokta. Hititlerden, Babailer dönemine bu felsefenin önemli etapları, Şeh Bedreddin karekterinde yer bulabilirdi.

Dahası, bu felsefenin gelişmesinin ve yaygınlaşmasının önünü tıkayan zihniyetin, sadece kötü bir karakterde değil, öncesinde de yaşayan, içinde yaşanılan ve halen de yaşatılan sistemin tam göbeğinde vücut bulduğu, daha gerçekçi bir dille vurgulanabilirdi.
Bu noktada, O tarihten önceki hakiki yol önderleri bir biçimde bir sahnede onurlandırılabilirdi.

Yine de “Hakikat”bahsettiğimiz eksikliklere rağmen, son zamanlarda, ülkemiz devrimci sineması adına çekilen en tutarlı ve kollektif çalışmalarından biri. İçerisinde her yaştan izleyicinin ilgisini çekebilecek farklı malzemeler barındıran film, her şekilde seyredilmeye değer.
Yine sermaye düzenine ve kişiyi yabancılaştıran sanatına meydan okunması ve ezilenlerin kollektif akılı ve bütçeyi oluşturmaları taktire şayan.
Bu film ile tarihe objektif bakılmasını sağlamaları, genç kuşakta ve gerici asimilasyonla yüz yüze olanları iyi bir şekilde bilgilendirmekte ve soru işareti bırakmakta.
Yine bu tür devrimci filmlerle uluslararası alanda yer bulamayız mantığını boşa çıkardılar.
Ama en önemlisi şudur ki;
Sinema gösterilerine ve Galalara, başta Aleviler olmak üzere, ezilenler, kendini anlatanlara tıpkı filmin senaryosunda olduğu gibi layıkıyla sahip çıkmıyorlar.
Sahip çıkalım ki bu denli cesaretli adımlar ve sanatçılar çoğalsın ve Hakikat açığa çıksın.

Bu denli çalışmalar yapan, Sanatçıların çoğalması için Hakikatın yüzü suyu hürmetine aşk ola.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Gebze Hapishanesi’nde tutsaklar “devletin gücünü göreceksiniz” denilerek tehdit ediliyor

Sal Eki 12 , 2021
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Haber Merkezi: Gebze hapishanesinde bulunan kadın tutsakların hücreleri baskın arama adı altında talan ediliyor. Kadın tutsaklar, ayda dört-beş defa aramalar yapıldığı ve bu aramalarda jandarma ve gardiyanların eşyaları yerlere atarak üzerlerinde gezdikleri, kitap, not defteri ve diğer özel eşyaların alındığını, bazılarının ise kaybolduğunu bildirdi. Aramalarda […]

Kategoriler


Translate »