En Önemli ve Acil Görev Partinin Yeniden İnşaa Edilmesidir! 3.Kongre Belegeleri (Perspektif)

Posta ile elimize ulaşan MKP 3. Kongre Belgelerini, sosyalist basın sorumluluğu ile yayınlıyoruz. Yazıları MKP MK  Perpektif yazısı  ve  3.Kongre Kararları  olarak 2 ayrı kategoride her gün yeni seçimleri yayınlayacağız. Devrimci Demokrasi Yayın Kurulu

*****

İşaret edilenin anlamı şudur: Maoist komünistlerin bir parti inşa etme sorunları vardır. Yoldaşlarımız, dostlarımız, parti kitlesinin gözleri üzerimizdedir. Büyük komünizm amacına uygun partinin inşa edilip edilmeyeceği beklentisi sürmektedir. Bu görevin layıkıyla yerine getirilmesi yeterince sıkı çalışıp-çalışılmadığına dair soruların varlığı inkar edilemez. Bu konuda kendimize özeleştirel bakmakta büyük yarar vardır. Bu ağır yükün altından kalkamayacağımıza inananlarda olabilir. Ama biz başından itibaren sınıf savaşımının yılmaz neferleri olarak kazanabileceğimizi, partinin inşa görevlerinin başarılabileceğini söyledik ve bu doğrultuda da çalıştık, bu yönlü mücadele etmeye de devam ediyoruz. Kuvvetleri tasfiye edilmiş, parçalanmış, dahası Marksizm, Leninizm, Maoizm teorisinin çarpıtılarak inkar edildiği ve üstelikte tüm bunlar komünistlik maskesi altında yapılarak
ihanetin gizlendiği koşullarda proletaryanın kurtuluş davasına bağlı saf bir komünist örgütün inşa edilmesinin o kadar da kolay olmadığı da açıktır. Lakin zorda olsa bu işin üstesinden gelinmesi yine de bize bağlıdır. Fakat bunun için ve daha başka üstesinden gelinmesi gereken görevlerin başarılması için en acil ve ana halka olan merkezi hedefin doğru tespit edilmesi gerekmektedir. Hedeflerin hatalı tanımlanması birincil ve ikincil görevlerin birbiriyle karıştırılması kişileri ve bir örgütü başarısızlığa götürür.
Karşı karşıya kalınan ve aşılması için tüm çabanın gösterildiği birçok sorun arasında en önemli ve en başta üstesinden gelinmesi gereken görev nedir? Evet bizim açımızdan temel soru budur! Mevcut durumda en önemli en acil ve yakıcı görev partinin inşa edilmesi meselesidir. İnşa edilmiş bir proleter önderlik olmadan sınıf mücadelesinin kaçınılmaz ağır veya hafif geçici veya uzun süreli, basit veya karmaşık sorunlarına çözüm bulunamaz ve gelişme sağlanamaz.
Sınıf savaşımı iktidarın kazanılması hedefine doğru zayıf pozisyondan güçlü olmaya doğru ilerler. Mücadele içinde proletarya ile burjuvazi arasındaki başlangıçtaki durum zamanla değişir. Toplumsal objektif şartların uygunluğundan devrimin lehine yararlanmak ve burjuvazinin aleyhine proletaryanın ise lehine güç dengelerini değiştirmek yönündeki aşamalarda ilerlemenin sağlanabilmesi için doğru siyaset ve bu doğru siyaseti yürütecek komünist partisinin rolü belirleyicidir. Eğer sağlam ve disiplinli bir parti yoksa zaten doğru siyasetin uygulanmasından ve devrim hedefine ulaşmak için uygun olan nesnel şartlardan halk kitlelerinin kurtuluşu lehine yararlanabilmekten de söz edilemez. Bu temel ve tayin edici gerçek bizlere partinin sağlam temeller üzerinden yeniden yaratılmasını emretmektedir. Hatalardan ders çıkarılması ve doğru politikanın yürütülebilmesi de bu ana halkaya bağlıdır. Bu konuda önder kadroların üyelerin ve aday üyelerin, sempatizan ve ileri kitlenin dinamik rolü tayin edicidir. Keza ana rotanın doğru saptanması inceleme ve araştırma çaba ve yöntemlerimize bağlıdır.

4- Toplumsal İnceleme ve Tahlil Etme Yöntemimizi Geliştirelim
Diyalektik tarihi materyalizm nesnel koşulların titizlikle ve ciddiyetle sürekli incelenmesi, kendi aklımızın ürünü tasarımları nesnel gerçeklerin yerine koymaya kalkışmamak gerektiğini söyler. Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao nesnel gerçeği diyalektik materyalizm bakış açısıyla tahlil ederek dünya proletaryasının yolunu bilimle aydınlattılar. Bu yolu takip eden ve bilimsel temele sahip komünistlerin düşüncesi yüzeysellikten uzaktır. Teorimiz gerçekliğe dayanarak geliştirildiğine göre komünistlerin inceleme ve tahlil yöntemi en özlü ifadeyle bugün ve gelecekte doğa ve toplum gerçeklerine dayanmak zorundadır. Teorinin geliştirilmesi, tahlil ve tespitlerde Marksizm’in bu temel araştırma, inceleme ve tahlil yöntemini yeterince içselleştirdiğimiz söylenemez. Toplumsal ve iktisadi durumun incelenerek sonuca gidilmesi yerine öznel fikirler ile bir takım plan ve tasarımların en şaşmaz doğru olarak objektif olguların yerine konulduğunu gösteren yeterince somut veri mevcuttur. Bu meselede yüzeyselliğin olduğunu kimse ileri süremez. Bilimsel komünizm inceleme yönteminden uzaklaşıldıkça kaçınılmaz olarak dogmatizm ve öznelcilik düşünce biçimine esir olunur ki bunun diğer ifadesi gerçeklikten hareket edilmemesidir. Bu zararlı etkilerden ve tasfiyeci zeminden çıkmak için araştırma ve incelemede toplumsal gerçeklikten hareket etmeyi en başa yazmalıyız.
Somut sosyal olguların mevcut durumu tahlil edilerek hareket edilmesi, materyalist kavrayışın derinleştirilmesi çabasının geliştirilerek güçlendirilmesi, gerçekliklerle uyumlu saptamış tespit ve amaçlar yönelimli mücadelenin geliştirilmesinin dolaysız olarak inceleme tarzımızla bağlantılı olduğunu kim anlamamışsa bilinmeli ki o kimsenin inceleme tarzı kusurludur.
Türkiye’de çok parçalı ve dağınık durumda olan sınıf hareketinin en önemli sorunu Marks, Engels, Lenin, Stalin, ve Mao’nun geliştirdiği devrimci teorinin toplumsal koşullara uygulanmamasıdır. Bu ideolojik sorunun kaynağı ise nesnel gerçeklikten hareket edilmemesi, bir takım revizyonist-oportünist fikirlerin devrimci teori olarak pazarlanmaya kalkışılmasıdır. Komünist teori ve evrensel ilkelerin aşındırılması ve tahrip edilmesine karşı ideolojik mücadele yürütmemize rağmen bizim de diyalektik tarihi materyalizmi Türkiye-K. Kürdistan toplumsal koşullarına uygulama meselesinde ciddi kusurlarımız vardır. Nesnel gerçeklerden hareket etme tarzımızda aşınma oldukça dogmatik ve öznel yanımız kabuk bağlayacak düzeyde zihnimizde kalınlaşmıştır. Toplumda birçok değişim olmasına rağmen biz değişmesi zorunlu programımızı donuklaştırdık. Oysa böyle şeyler ancak kutsal kitaplar için geçerlidir. Bu tarz Marksizm’in inceleme ve doğru sonuçlar çıkarma tarzına aykırıdır. Hala da hatalı düşünce tarzından tümüyle kurtulduğumuz söylenemez.

Düşüncelerimiz nereden gelir? Marksist diyalektik materyalizmin irademizden bağımsız var olan nesnel dünyanın düşüncenin bir uzantısı değil, aksine insan düşüncesinin nesnel dünyanın zihindeki yansıması olduğunu açıklar. O halde teorimiz ne derece rafine biçimde sınıflar arasındaki ilişkiyi açıklamış, üretim biçimi ve üretim araçlarının somut durumunu, dahası en genel manada toplumsal gerçeğin ifadesi ise teorimiz o derece sağlam ve çürütülemez olur. Böyle bir teoriyle ancak komünist partisi kitleler ile kaynaşmasının yollarını açabilir. Yanlış çalışma tarzları ve anlayışlarının terk edilmesi komünist bilimin özümsenerek inceleme ve tahlil tarzının geliştirilmesi partinin gelişmesine yol açar. Hatalı tarzda ısrar edilmesi halinde ise devrimin gereksinimlerine yanıt olmak mümkün olmayacaktır.
Bu meselede sol sloganlarla bezenmiş “keskin particilik” rollerinin pek bir işe yaramadığı geçmiş tecrübelerimiz ile sabittir. Değişikliklere açık olmamız esas yönümüz ve avantajımız olsa da, hatalı ve geriye çeken yönlerimizin olduğu da görülmelidir.
Toplumsal değişikliklere karşı ilgisizlik, devrimci teori ve pratiği kötürümleştirici etkide bulunur. Örneğin toplam nüfus içinde %7 seviyesine düşmüş köylülüğün somut durumu hiç dikkate alınmadan feodalizmin hakim üretim biçimi, feodalizm ile geniş halk kitleleri arasındaki çelişkinin ise toplumun baş çelişkisi ve bu tespite bağlı olarak devrimde temel gücün köylülük olduğu savunulduğunda, kentleşen toplum, artan ücretli iş gücü, kapitalist üretici güçler ve mülkiyet biçiminin yaygınlaşması, büyüyen kapitalist sermaye ve meta dolaşımının sonuçları üzerine pekte düşünülmediği ve hiç zahmete girilmediği rahatlıkla anlaşılabilir. Karşıtlık oluşturan bu iki iktisadi biçim üzerine düşünülüp hatalı bilgilerin düzeltilmesi yerine, hala en doğru fikirleri savunduklarını belirtip kendileriyle gurur duymaları – yüzde 7 seviyesine gerilemiş köylülüğün devrimde temel güç olamayacağı hiç düşünülmeden – doğru fikirlere kabaca yaklaşımların sergilenmesi tutumları bilinmiyor değil. Fikirlerimizin nesnel gerçeklikle uyumlu olup-olmadığını daima akılda tutmalı, üstünde durmalıyız.
Denilebilir ki, Marksist eserler incelenmiyor mu? Marksist eserler okunuyor ama özü kavranmıyor, hatta teoriye zarar verecek şekilde hatalı düşüncelerin doğru gösterilmesi uğraşı içinde ilgisiz alıntılar yapılması yoluna gidiliyor. Türkiye’de mantık dışı ezberci eğitim sistemi gibi saflarımızda Marksizm’e ezberci yaklaşımın olduğu da inkardan gelinemez. İnceleme tarzı materyalizme ve diyalektik yönteme zıt olan ve bu yönde ilerledikçe teori toplumsal pratikten kopuyor ve nesnel dünya kendi inandıkları fikirlerin uzantısına dönüşüyor. Örneğin böyle olmasa sayısal olarak azaldığı için temel güç olmaktan çıkmış köylülük devrimin temel gücü olarak tanımlanmaya devam edile bilinir mi? Demek ki öznelci dogmatik düşünce toplumsal realite başkalaşsa da kendi dünyasında dönmektedir. Maddi temeli inceleyen ve tahlil eden fikirlere açık olunması ve gerçekliklere bakılması yerine kızıl bayrağın üzerine dogma seviyesine çıkarılmış formüllerin yazılması ve bunların katı biçimde savunulmasının Marksizm ile ilgisi yoktur. Teori ve pratiğin birliği Marksizm ilkesine zıt olan öznelcilik parti birliğine zarar veren bir düşünce ve eğilimdir.
Teorik, politik ve ideolojik çizgi sorunların varlığını kabul etmekte zorlananlarımız olmadı mı? Hala da kabul etmeyenler azda olsa yok mu? Elbette var! Oysa nesnel gerçeklikte değişiklikler gerçekleşmiştir. Gerçek koşulları yansıtmayan eskimiş fikirler, program yada politik tarz aynen tekrar ediliyorsa bu bilimsel değil, öznelcilik ve dogmatizmdir. Bu tarz diyalektik materyalizmden sübjektivizme sapma içeriğinden tüm diğer sorunları etkileyecek önemde bir ideolojik çizgi sorununun varlığını gösterir. Örnek vermek gerekirse feodalizmden meydana gelen derin çözülme olgusuna rağmen Türkiye’de baş çelişkinin feodalizm ile geniş halk yığınları arasındaki çelişki olduğu ve bu belirleyici önemdeki çelişkiye bağlı olarak mücadelenin esas olarak feodalizme karşı verildiği, devrimin içeriğinin sosyalist devrim değil, demokratik halk devriminin asgari devrim hedefi olduğu çeklinde savunulması ve başlıca toplumsal çelişmelerin çözümünün saptanan bu baş çelişkiye uygun bu devrim perspektifi ile değerlendirilmesinin tümü ideolojik, siyasi ve örgütsel çizgi sorunlarını barındırmaktadır. Dolayısıyla çizgi sorunlarımızın olmadığı ileri sürülemez, bilakis boğuştuğumuz büyük sorunların kökeninde çizgi sorunları yatmaktadır.
Türkiye’de sosyal ve sınıfsal yapıda gerçekleşen değişiklikleri doğru gösteren baş çelişki tespiti yapılmadan ve karşıtlıkların yönü doğru tespit edilmeden çizgi sorunlarının düzeltilemeyeceğini söylediğimizde haklıydık. Bu nedenle programsal değişikliklere hazırlanmak ve bu yönlü adımların atılması zorunluluğu iyi görülmeli. Sınıfların yer değiştirmesi – köylü iktisadının çözülmesi köylülerin kente yığılması, ücretli emek güçlerindeki büyük artış – gibi önemli gelişmelere ilgisiz kalma eğiliminin içimizdeki varlığı tesadüfi olmayıp öznelci ve dogmatik düşüncenin içimizdeki etkileri olarak görülmesi hatalarımızın düşünce kaynağını kavrama bakımından önemlidir.
Hastalığa tanı konulmadan tedavi uygulanamaz. Tanı-teşhisin doğru konulması için gerçek bulguların bilinmesi gerekir. Partide de sorunların giderilmesi için bu sorunlara neden olan olguların dayanaklarıyla açıklanarak teşhisten sonra çözüm yolları geliştirilebilir. Uluslararası komünist harekette de birçok partinin dönem dönem koşullar ve kitlelerin gerisine düştükleri olmuştur. Kitlelerin önünde olmak gerekirken gerisine düşmek çelişkilidir ama bu da mücadelenin gerçeklerinden biridir. Kitlelerin gerisinde kalmamızdan dolayı dizlerimizi dövmeye gerek yoktur. Önemli olan en mümkün biçimde hataların giderilmesi devrim teorisi ve pratiğinin birleştirilerek işlerin yoluna koyulması, gerekli adımların atılmasıdır. Aksi taktirde kitlelerin gerisinde kalmaya devam edilir.
Tartışma kültürümüzü inceleme ve araştırma temeli üzerinde geliştirmeliyiz. Doğru ve yanlış fikirlerin birbirinden ayrıt edilmesi demokratik tartışma ortamıyla sonuca kavuşturulabilecek bir süreçtir. Ne olursa olsun ne tür değişiklik olursa olsun, çizgi sorunlarını ilgilendiren her türden eleştiriye ilgisizce Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao’dan alıntılar yaparak cevap verildiğinde sanki her yaraya merhem bulunmuş, her mesele çözülmüş ve yanıtlanmış olduğunu sanan hatalı yaklaşımlardan uzak durmak oldukça önemlidir. Çünkü bu hatalı tarz sınıf mücadelesine zararlıdır.
Teorimiz devrimci pratiğimizle uyumlu değildir, çünkü değişen toplumsal koşulların gerisindeyiz. Bizi geriye çeken fikirleri terk etmeliyiz denildiğinde huzursuz olmak yerine düşünülmelidir. Kaldı ki sağlam bir inceleme ve araştırma belgeniz yoksa, sınıflar arası ilişki ve güç durumuna gerekli ilgiyi göstermiyorsanız devrimci teorimizin nasıl tas tamam olduğunu söyleyebilirsiniz? Kafalardaki dogmatik, öznelci, tek yanlı yüzeysel anlayışla örülü prangaların kırılması gerektiğini savunmak da yetmez, bu hatalı ve zararlı düşünceye karşı mücadele yürütülmesine de büyük ihtiyaç vardır.
Farklı toplumsal koşullarda yarım yüzyıl önce oluşturulmuş programsal görüşlerimizin gerçekliğe artık uymayan yönlerinin terk edilmesi komünistler için hiçte zor olmamalıdır. Çünkü komünistler toplumsal gerçeklere yaslanarak ve olguların içyapıları ve gelişme yasalarını açıklayan teoriyi devrim pratiğine uygulamaktadırlar. Bizde ise eskimişte olsa fikrin terk edilmesi ve yeniye açık olunmasına karşı inanılmaz bir tutuculuk eğilimi vardır.
Üretim ilişkileri ve üretici güçlerde değişiklikler olduğunu görmek, bu olguyu kabul etmek, ama hiç araştırma ve inceleme yapmadan yine de eski görüşlerle yetinmek yanlış olduğu gibi bu dogmatizm ve öznelcilik sığınağına aklı kapatmaktır. Oysa nesnel şartlar üzerine ancak somut bilgi ile tartışma yürütülebilir. Marksizm bakış açısı bunu gerektirir.
Keza dogmatik düşünce bilimsel araştırma ve inceleme eğilimini sakatlar. Her zaman içimizde olası dogmatik düşünüş ve tarzın etkisine karşı mücadele yürütülmeli. Dogmatizmi uygulayanların fikri öznelciliğe dayanır. Gerçeklikle uyuşmayan bu düşünce ve tutum proletaryanın saflarında tasfiyeciliğe yol açar. Kendini keskin Marksizm savunucusu gösterir, ama sonuçların ağır olmasını engelleyemez. Çizgi sorunlarının diyalektik materyalizm bakış açısıyla düzeltilmesi iradesinin geliştirilmesi yönündeki ihtiyaç karşısında tarihimizdeki dogmatik eğilimin direnci öyle küçümsenecek bir mesele değildir. Bu hatalı bakış açısının gelecekte de yeni sorunlara neden olmaması için doğru sonuçlar çıkarmalıyız. Gerçeklikten hareket edilerek sonuçlara ulaşma ilkesine ters olan her tarzın gerekli olan teorik çalışmaların geliştirilmesini sekteye uğratan bir rol oynadığı, çalışmaları güçlendirici değil zayıflatıcı olduğu iyi kavranmalıdır.
Sosyal somut durumu bilgiye dayalı açıklamak için yürütülmesi gerekli çalışmalara yada ifade edilen çalışma yapma ihtiyacına katlı yapılması yerine sabitlenmiş fikirler ile hiçte bir değişikliğe gidilmesi gerekliliğine ilgi gösterilmeden kendi fikirlerini de nesnel olgulara dayanıp-dayanmadığını araştırma ve inceleme ile savunma zahmetine katlanmayan eğilimin yanlışlığını ispata fazla söz gerekmez. Eskimiş olana sıkı sıkıya sarılmak ve bu tutumun en iyi parti savunuculuğu olduğu ısrarının sürdürülmesi gibi tarzların çok zarar verici olduğu görüldü. Niyetten bağımsız bu anlayış ve çalışma “gerçeği olgularda aramak” ilkesine ters olduğu için bir bütün olarak partinin diyalektik materyalizm bakış açısına uygun inceleme ve araştırma tarzını olumsuz yönde etkilemiştir.
Denilebilir ki, “değişikliğe gidilmesini gerekli görmeyen yoldaşlar neden araştırma yapsın, bunun aksini ileri sürenler gerçek durumun ne olduğuna dair dirsek çürütsünler.” Hayır! Bu tarz yanlıştır. Türkiye K. Kürdistan devriminin hangi toplumsal şartlara ve gerçeklere dayandığı ona yön veren maddi üretim temeli ve mülkiyet ilişkilerinin gerçek durumunun ne olduğunun açıklanması tüm üyelerin görevidir. Bu temel vazifeye kayıtsız
kalanlar partili olmanın anlamını kavramamışlardır. Öznelci, yüzeysel, tek yanlı ve gelişmelere ilgisiz kalan kendiliğindenci çalışma tarzları devrimci proletaryanın çalışma tarzı olamaz. Hatalı yönlerden kurtulmak güçlendirir.
Durumumuz nasıl?. Dağınık. Ama toparlanmak için mücadele yürütüyoruz. Toparlanmak ile dağınıklık karşıtlık içeriyor, ama ikisi birbiriyle karşıt yönde ilerlese de birbirine dönüşüyor. Toparlanmak için ciddi bir çalışma yürütülerek dağınıklığın üstesinden gelinir. Kendiliğinden düzelme olmaz. Yığınla çelişki var, ama çelişkilerin önem sıralaması doğru yapılmaz, çelişkilerin yönü tespit edilmez ise sorunların çözümü mümkün olmaz ve bu nedenle işlerin daha da karışacağı daha öncede belirtildi. Bizim için tüm sorunların üzerinde etki eden ana halka partinin inşa edilmesidir. Fakat bunun nasıl yapılacağı da belirleyici önemdedir. Sorun böyle konulduktan sonra partinin ideolojik, siyasi ve politik çizgi sorunlarının çözüme kavuşturulması üzerinden yapılabileceği rahatlıkla anlaşılabilir. Sorunların kaynağına cevap aranarak yola çıkılması her açıdan doğrudur. Gerçekliğimiz gözlem altına alınmadan çelişkilerimize çözüm bulunamaz.
Teorimizin toplumsal gerçeklikle uyumlu olup olmadığını test etmemizin gerekliliği üzerinde duruyoruz. Çünkü bu oldukça önemlidir. Peki bunu nasıl yapacağız? Bilgilerimizin üretim ilişkileri ve üretici güçlerin durumuyla çelişip çelişmediğine daima dikkat kesilmeli stratejik ve taktik politikada dahil teoriyi bir bütün olarak sınıf mücadelesinde test etmeliyiz. Ciddi ölçüde çizgi sorunlarına tekabül eden sorunlar varsa teoride hatalı yönler olup olmadığının masaya yatırılması zorunludur. Hasta bir insanın sürekli kendisi için “hasta değilim” demesi onu hasta olduğu gerçeğinden kurtarmaz. Bizde “hiçbir sorunumuz yok” deyip sloganlara sığınarak hastalıklarımızdan kurtulabileceğimizi düşünmediğimize göre aklımızı kullanma kabiliyetimizi geliştirmeli ve yeni ana doğrultuyu aydınlatmalıyız. Bu çok önemli noktadır.
Revizyonizm-oportünizm gerçeklerin çarpıtılması zeminine dayanan kokuşmuş fikirler yığınıdır. Gerçekler güçlü ve yıkılmazdır, eninde sonunda galip gelirler. Olgulara dayanmalıyız. Komünistler teorik ve siyasi görüşlerini uygulama özgüvenine sahiptirler. Disiplinli, işleyen, engelleri aşma kabiliyetine sahip saldırılara dayanıklı proletarya partisi inşa edilmeli, bu olmadan sınıf savaşımının nihai hedefi uğruna mücadelenin zaferle kazanılması mümkün değildir.Edit

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

"Susmayacağız, Teslim olmayacağız, Diktatörü dize getireceğiz''

Per Mar 25 , 2021
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 İsmail Doğruer-Stuttgart Dün(Çarşamba)Avrupanın çeşitli kentlerinde olduğu gibi Stuttgart’ta da Kadın örgütleri ve platformları Istanbul konvansiyonunu iptal eden Türkiye Diktatörünü protesto etti. Kadınlar Suttgart Schlossplatydaki eylemleri ile, İstanbul kadına karşı şiddet önleyici sözleşme yi iptal ederek Kadınlara karşı işlenen şiddet suçları ve Kadın Cinayetlerini yasal […]

Kategoriler


Translate »